TTYD YK Başkanı Oya Narin ile Türkiye’de Turizm Sektörünün Gündemine Bakış - Haberler

5 - 7 Şubat 2026 • IFM (Istanbul Fuar Merkezi)

Stant RezervasyonuZiyaretçi Kaydı

TTYD YK Başkanı Oya Narin ile Türkiye’de Turizm Sektörünün Gündemine Bakış

EMITTISTANBUL.COM
Fuar öncesinde, Türk turizm sektörünün önemli kuruluşlarından ve EMITT’in uzun süreli iş ortaklarından biri olan Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin ile turizm sektörünün bugünü ve geleceği hakkında bir sohbet gerçekleştirdik.

Turizm sektöründe 2021 yılına ilişkin beklentileriniz neler? Türkiye`nin mevcut  payını artırmasına yönelik neler yapılabilir?
Turizm sektörü küresel ölçekte pandemiden en çok etkilenen sektör olmuştur. Küresel ölçekte IMF tarafından da “yüksek derecede etkilenen sektörler” arasında sayılan sektörümüzde ülkemizde de dünya ile paralel şekilde 2020 yılında hem gelir hem ziyaret anlamında büyük düşüşler yaşanmıştır. 2021’in ilk 8 ayında ülkemize giren 14 milyonu aşkın misafir, 2020 yılına göre %94’lük bir artışla beklentilerin üstünde seyretmiş olsa da, 2019 yılında aynı dönemde ülkemizi 31 milyon turist ziyaret etmiştir. İlk 6 ayda elde edilen 5,5 milyar dolarlık gelir ise beklentilerimize paralel seyretmektedir. Aşı çalışmalarının devam etmesi ve pandeminin kontrol altına alınması ile turizm sektöründeki ivmenin 2022 ve 2023 yıllarında da artarak devam edeceğine inanıyoruz. Sektör 2019 yılı seviyelerine ise 2023-2024 yılında ulaşabilecektir.

Normalleşme süreci ile birlikte İstanbul başta olmak üzere şehir turizmine ilginin de artacağına inanıyoruz. İstanbul’da turizm sektöründeki mevcut temsilciler faaliyetlerini 2021 yılında hızlandırarak, yeni İstanbul Modern, yeni AKM, Tersane İstanbul ve Galata Port projelerini hayata geçirmeye başladılar. 2022 ve 2023 yıllarında ise İstanbul kültür sanat alanında İslam Medeniyetleri Müzesi, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi, İstanbul Şehir Müzesi ve yeni Sadberk Hanım Müzelerinin açılması ile sanat ve kültür altyapısındaki gelişmelerin dünyaya aktarılmasında öncülük edecektir. Başarılı bir pazarlama stratejisi ve hedef kitle odaklı tanıtım faaliyetleri ile dünyanın ilgisinin ülkemize çekeceğimizi gözlemlemekteyiz.

Turizm sektöründe ne gibi yenilikçi ya da çeşitlendiren yaklaşımlar ile gelişim sağlanabilir?
2017 yılından beri turizm sektörünün yapısal dönüşüm ihtiyacını gündemin üst sıralarına taşımak için uğraşıyoruz. 2020 yılı Ocak ayında yayımladığımız “Turizmde Dönüşüm Senaryoları Raporu”muzda da fiziki dönüşüm, destinasyon yönetimi ve tanıtım stratejisi gibi unsurlarla sektörümüzü uluslararası rekabet, kalite ve konfor düzeyine getirecek bir yol haritası oluşturmuştuk. Covid-19 pandemisi ile birlikte, uzun dönemli turizme artan talep ile bahsettiğimiz fiziki dönüşüme ne kadar çok ihtiyaç olduğu bir kez daha görüldü. Türkiye’de markalı şekilde işletilip uzun dönemli konaklama imkanı veren bu tür tesislerin fazlalaşması gerekmektedir. Eski tip ve çoğunluğu kullanılmayan kooperatiflerinin dönüştürülerek turizm rezidansı, devre mülk ve tatil kulüpleri ve kat mülkiyetli evler (condominium) gibi alternatifler oluşturulması gerekmektedir. Yeni normlara uyum sağlayabilmek için yatırımların da bu destinasyon dönüşümüne öncülük etmesinde hem yeni bir finansman modeline hem de yenileme ve dönüşüm kredilerine ihtiyacı bulunmaktadır. TTYD olarak 
yaptığımız çalışmalarla, turizmde dönüşümün tüm boyutları ile benimsenmesi, çeşitlendirilmesi ve ülke sathında 12 aya yayılması halinde turizm gelirlerinin yılda 120 milyar dolar seviyesine çıkabileceğini öngörmekteyiz. Bu sene itibarıyla bu dönüşümü  başlatabilirsek, sektörümüzün hızlı bir şekilde küresel rekabette öne geçeceğine inanıyorum.

Siz bu zor dönemi atlatmaları için sektör adına neler yaptınız ve önerileriniz nedir?
TTYD olarak pandemi süresi başlar başlamaz derneğimiz üyesi bulunduğu Turizm İstişare Kurulu hem de bu süreçte kamu kurum ve kuruluşları ile iş birliği yaparak gerekli tedbirlerin hayata geçmesi için çaba sarf ettik, tüm kritik konularla ilgili görüşler oluşturduk, bunları kamu kurumlarıyla paylaştık. Devamında webinarlar düzenleyerek  üyelerimizi ve kamuoyunu bilgilendirmeye destek olduk, diğer kurum ve kuruluşlarla dayanışma ve iş birliği hâlinde değerlendirmeler gerçekleştirdik.

Turizm sektörünün salgın sonrası sürdürülebilirliği ve dönüşüm çalışmasını planlamak ve teşvik etmek amacıyla çalışmalarımıza devam etmekteyiz. TTYD olarak uluslararası paydaşlarımız ile yakın iş birliği içinde bu değişimi yönetmek üzere çalıştık ve iş birliklerimize devam ediyoruz. Sektörümüzün bu dönemi en az hasarla atlatabilmesi ve dünyada rekabetçiliğini koruyabilmesi için kısa orta ve uzun vadeli program yapma  mecburiyeti bir gerçektir. Bununla birlikte, sertifikalı tesislerimiz ve test, aşılama ve tüm sağlık tedbirlerinin sürdürülmesi ile Türkiye gelecek sezona daha da hazır olacaktır. Türkiye turizm sektörü yeni normlarla yine dünya turizminin merkezinde olacaktır, inancım ve çalışmalarımız bu yöndedir.

Yabancıların Türkiye’de tatil yapmalarının güvenli olduğunu anlatmak için yurtdışında ne gibi iletişim çalışmaları yapılmasını önerirsiniz?
Geçtiğimiz sene Güvenli Turizm Sertifikasını anlatmak için Bakanlığımızın çok kıymetli tanıtım  çalışmaları oldu, bizler de bunu çok olumlu bulduk. Özellikle 50 ülkenin Büyükelçilerinin katılımı ile gerçekleştirilen turizm turu programı çok olumluydu ve sektörümüze bunun iyi geri dönüşleri oldu. Biz de TTYD olarak üyesi bulunduğumuz Dünya Turizm ve Seyahat Örgütü (WTTC) bünyesinde Kültür ve Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Timuçin Güler  ile birlikte Güvenli Turizm sertifikası ve ülkemizde alınan tedbirleri aktardık. Bu dönemde turizmin sağlık sektörümüzün potansiyeli ile birlikte uluslararası arenada sürekli anlatılması önem taşıyor. Özellikle sezon öncesi tanıtım faaliyetlerine önem verilmesi gerektiğini düşünüyorum. Biz Türkiye’ye, ülkemize inanıyoruz. Kendimizi doğru aktarmayı başardığımız sürece ben uzun vadeli senaryolarımıza erişebileceğimize inanıyorum.

Türkiye’nin üçüncü yaş turizmi potansiyeli ile önümüzdeki dönemde, bölge ve  dünyada bu alanda nasıl bir gelişim göstermesi öngörülüyor? Hedefleri ya da öngörüleri rakamlarla paylaşmanız mümkün müdür?
Üçüncü yaş turizmi (3YT) TTYD’nin uzun süreden beri ele aldığı konulardan biridir. Katma değeri yüksek bir ihraç kalemi olarak hem de milli gelir açısından önemli ekonomik kazanımları ve fırsatları barındıran 3YT konusunu da “Turizmde Dönüşüm Senaryoları” raporumuzda detaylı bir şekilde ele almıştık. Son 15 yıl içinde, AB başta olmak üzere, tüm coğrafyalarda 3YT potansiyeline yönelik, neredeyse bir yarış niteliğinde düzenlemeler ve reform adımları gerçekleştirildi. Bu çerçevede, AB uygulamaları, Şili, Paraguay, Portekiz gibi başarı örnekleri Türkiye’nin referans alabileceği örneklerdir. 3YT Türk turizm sektöründeki en temel sorun olan mevsimsellik engeline karşı önemli bir destek unsurudur. 3. Yaş turizmini ülkemize çekmek için: 3YT koruyucu sağlık programları, sınır ötesi özel sigorta poliçeleri, emeklilik programlarının ikili-çoklu ülke anlaşmaları ile farklı ülkelerde geçerliliğinin koruması, 3YT turistlerinin zaten eğilimli oldukları özel paket programların gruplara özel olarak geliştirilmesi, devlet organları tarafından geliştirilen özel tanıtım ve bilgilendirme programları gibi araçlar olarak öne çıkmaktadır. Bu potansiyeli sadece yabancı turistler için değil, ölçek yakalamak açısından yerli misafirlerimiz için de düşünmek gereklidir. Bu tedbirlerin alınması ile 10. Kalkınma Planı’nın 2018 yılı için 3YT’de koyduğu hedef olan 250.000 turist sayısı ve en iyi ülke  örneklerinde gözlenen başarı kademeli olarak 2033 yılında elde edilebilecektir. Biz bu programların gerçekleştirilmesi ile 3YT turist sayısının 2033 yılında, tedricen artarak toplam turist sayısının %10’u seviyesine ulaşabileceğini, GSYH’ye 0,5 puan katkı verebileceğini ve işsizliğin de 1,3 puan azalmasına vesile olacağını öngörüyoruz. Tekrar ifade etmeliyim ki, orta- uzun vadede başta mevsimsellik olmak üzere, turizm sektörünün önündeki yapısal sorunların çözümünde 3YT önemli ve muhakkak ele alınması gereken bir dönüşüm unsurudur.

Türkiye’nin bu dönemde turizm konusunda bir destinasyon olmasında yatırımların  nasıl bir etkisi var?
Ülkemizde her daim turizm yatırımları sürekliliğini korumuştur. Pandemi sürecinden sektörümüzün en ağır şekilde etkilendiği 2020 yılında ise toplamda 4 milyar TL’yi aşan yeni yatırım için teşvik belgesi alınmıştır ve turizm belgeli yatırımlarda sadece %10 düşüş yaşanmıştır. 2021 yılının Ağustos ayı itibarı ile sonunda toplam tesis sayısı (turizm işletme  belgeli ve belediye belgeli) 13.015’tir. Bu rakam 2020 yılı sonundan 188 adet fazladır. Nitelikli tesislerimiz ile 1,6 milyon yatak kapasitemiz ile 2019 yılında 52 milyon turist ağırladık. Dünyada en fazla turist çeken 6. ülke olduk. Daha da iyi yerlere geleceğimize inancım tamdır. Turizmde 2020 yılında yaşanan gelir kaybı ve turizmin en az 2023 yılına kadar 2019 seviyelerine ulaşmayacağı göz önüne alındığında, 2021 yılının ilk altı ayında 28 ilde konaklama sektöründe alınan 1 milyar TL’yi aşan yatırım teşvik belgesi de çok anlamlıdır.Bu sektörümüze uzun vadede olan güvenin de bir göstergesidir. Ülkemizin turizmde yaşadığı ivmelenin pandemi dönemi sonrasında sürdürülebilmesi için bu geçiş döneminde verilecek finansman desteği turizm sektörünün toparlanmasına yardımcı olacak ve sektör, stratejik önemini pekiştirerek orta-uzun dönemde Türkiye’nin kalkınmasının taşıyıcı gücü olmaya devam edecektir.

Turizmde rüzgarın yönü değişiyor. Eğer markanızı büyütmek, yeni müşteriler kazanmak ve pazardaki bilinirliğinizi artırmak istiyorsanız, olmanız gereken adres EMITT 2022. Katılım seçeneklerinizi görüşmek için bugün bize ulaşın.